17 Nisan 2010 Cumartesi

Bir Taşla + 3 Kuş :)


Elimde bir dolu malzeme olmasına rağmen, uzunca bir süre yazıyla buluşamadı yazmak istediklerim. Blog sayfamı açıp, bir süre o bana ben ona platonik aşıklar gibi çekimser bakışıp durduk; aslı var kendisi yok misali. Ve her seferinde mause'umun tıkı kapat tuşuyla öpüştü. Sıkıldığım bu durumdan beni çıkaran dün ki konser oldu. Sevgili Mustafa Ceceli...

Mustafa Ceceli de kim? demeyin ya da Dinlenir mi? sorusunu yöneltmeyin; çünkü her an siz de benim gibi yanılabilirsiniz.

Son bir kaç gündür geçen kasvetli günlerden sonra aklıma, hazır dört kız kardeş biraraya gelmişiz, 20 yılda bir denk gelmiş oda, hadi bir şeyler yapalım isteğiyle konserde bizlere de bir yer açtım. Yalnız bu sefer sadece eğlence kategorisinde yer alıyordum. Akşam akrep ve yelkovanım birbirini kovalarken, "Ben bu konsere bu yorgunlukla neden katılıyorum? Acaba kaç şarkısını biliyorum ki; 1 mi 2 mi? en fazla 3:) ama hepsi de bölük pörçük. [ Tabi müthiş atma yeteneğim o bölük pörçükleri iyi dolduruyordu ama sonrasında da maskara oluyordum o ayrı:)] cümleleriyle savaşıyordu beynimde.

Provalardan konsepti az çok biliyordum. Sahneye Midas'ın yurtdışında getirdiği özel LED'ler kuruldu. Öğreniyorum ki Justin Timberlake konseri ve Eurovision yarışmasından sonra Türkiye'de ilk defa yerli bir sanatçı için kuruluyormuş bu LEd'ler. Teknik kısmı hoş, hoş olmasına da yine ses bangır bangırdı. Bilmeyenler için iletiyim, bunun nedeni konser görüntülerinden klip oluşturulacak olması.

Konser başlar ve tüm seyirciye katılarak ben de "Bir taşla +3 kuş" vurmanın mutluluğunu yaşarım. Taş = Mustafa Ceceli 1.Kuş = Ziynet Sali ve "Beş Çayı" düeti



2. Kuş = Kenan Doğulu ve "Aklım Karıştı" düeti [ Ziynetin sahneden inmesiyle büyük top büyük süpriz Kenan gelir. Bunu Mustafa'da bilmez. Mustafa'nın ve ortalığın nasıl sersemlediğini tahmin edersiniz. Alkol dökülmüş tatlıya konan arıların vahim sonu gibi..benzetmeye gel.:))) ]


3. Kuş = Meyra ve .. düeti [ bunu dün idrakta problem rekorunu kıran biri olarak Hümeyra diye algılamış olsam da (ne alâkaysa) Meyra'nın sahneye çıkmasıyla avlanan kuş sayısıyla da mutlu mutlu ayrıldım. NOT: şarkılarını bilmediğimi düşünen biri olarak girdim ve şarkı söylemekten sesi kısılmak üzere olan biri olarak çıktım :))]


Gelelim asıl konumuza; yani sahne arkasına. Bazıları bana "O kadar imkanın var, neden yazılarında kulis görüntülerine değil de sahne görüntülerine yer veriyorsun? hem konseptine de uygun olmaz mı?" diye soruyor. Burdan da söylemem gerekir ki sevmediğim bir şeyler varsa onlardan biri de "Bir fotoğraf çekilebilir miyiz?" kısmıdır. Ya da o hengamede çekmeye çalışacağım fotoğraflar için saygıdeğer menajer ve asistanlarla çıkabilecek gereksiz polimiklerle uğraşacağım. En güzeli sahne görüntüleriyle sahne arkası izlenimlerini harmanlamak. Temiz iş ;))

Yine konudan çıktım; dönersek, Mustafa Ceceli inanılmaz mütevazi, efendi biri. Sesinin yanısıra kişiliğiyle de çok kaliteli. Belki bir çoğunuz onu Hacı Mustafa Ceceli olarak bilir (ya da bilmez:)) Kimisi de "Hacı"nın onun ön adı olduğunu falan sanıyormuş. İşin aslı hacca gitmek isteyen annesine babası eşlik etmeyince elçilik Mustafa'ya düşer. Hac'dan dönmesiyle arkadaşlarının Hacı diye hitap etmesi nedeniyle, sektörde böyle tanındığını, hâl böyle olunca Kenan Doğulu "Biz sana hacı diyoruz, o halde seni böyle bilsinler, kartonete böyle yazalım" demiş ve öyle kalmış ( 04.08.07 Hürriyet gazatesi alıntısı) Hacı muhabbeti sadece muhabetle kalmamış ama. Örneğin önceki gün prova esnasında ezan sesini duyunca ufak bir ara verdi. Sahneye çıkmadan önce de ibadetini yerine getirip ilk konserine merhaba dedi.

İşin özü adında, tadında, kalitesiyle tekrar gidilebilecek konserler listesine adını yazdırdı benim için. Önemle tavsiye ederim:)

2 yorum:

Pınar dedi ki...

Öncelikle gerçekten çok güzel bir konser olduğunu belirtmek isterim.

Yazın çok içten,sıcacık bir söyleşi gibi olmuş.İnsan okurken kendini yeniden atmosferin içinde buluveriyor.Ellerine ve yüreğine sağlık..

Ayşenur Ülvan dedi ki...

sağol canım.