14 Şubat 2015 Cumartesi

YİTİRDİK; YİTİRİLDİK; YİTTİK!

Susmak da yetmiyor bazen, konuşmak da! Tükettik artık varoluşumuzu. Kelimelerimiz tükendi; duyarlılığımız tükendi. Karşı cinse, insanlığınız kaldı mı diye soruyorum; önüme iki profil çıkıyor.

Bir BABA ile, olan ya da elbet bir gün olacak olan diğer bir Baba’ya;

Ufak bir kız çocuğu, büyük emeklerle büyütülüyor. Bir babanın göz bebeği oluyor ve bir başka baba tarafından tecavüze uğrayıp, katlediliyor!

Bir baba, yuva kursun da nasıl kurarsa kursun diye evlendirdiği kızının, şiddete maruz kaldığında bile kapıyı yüzüne vurup, bir tek size inanmış, güvenmiş olan ve bir hamlenizle yıkılan o bedeni bile görmezden gelebilirken;  
Diğer bir baba, güvenerek kızını emanet ettiği adamın şiddetine maruz kalmasını çaresiz gözlerle seyretmek durumunda kalıp, devletten göremediği destek yüzünden, kızına ve torunlarına yapılan şiddeti şiddetle çözmeye çalışıyor.

Bir baba eşine ve çocuklarına ufacık bir zarar gelmesin diye hayatını ortaya koyarken, diğer bir baba hayatlarını alacak kadar zihnini karartıyor!

Bir baba kızını, onsuz kalacak zamanlarında güçlü olabilmesi, kendini koruyabilmesi için kendi gücünü bulmasında yardımcı olurken, diğer bir baba sadece fiziksel gücünü kızında göstermesi yetmiyormuş gibi, ırzına dahi geçebiliyor…

Ve Bir Kadın,

Siz hiç, her gece uyumadan önce kapınızı kitleyerek, belki de gelecek uykunun son uykunuz olduğunu düşünüp, gecelerinizi öldürülme korkusuyla gündüze bağladınız mı?

Güvendiğiniz, inandığınız, korunduğunuzu düşündüğünüz kolların bedeninizi duvardan duvara vurmalarına çaresiz atılan çığlıklarınızı ortak ettiniz mi?

Sokakta tedirginlikle sağınızı, solunuzu, arkanızı kollayarak yürürken, “sakin ol, bir şey olmayacak!” telkinleri ile korkuyla atan kalbinizi sakinleştirmeye çalışıp, atılan laflara kulaklarınızı tıkamak zorunda bırakıldınız mı?

Taksiye bindiğinizde, bindiğiniz plakayı alıp, “eşe dosta bu taksideyim” diye haber vermek ya da taksideyken birilerini aramış gibi yapıp hangi takside olduğunuzu ima eden cümleler kurmak durumunda kaldınız mı?

Otobüste, minibüste tek olmanın, durak da yalnız beklemenin endişesini hiç hissettiniz mi?

Yabancı bir elin size dokunuşunu hissedip utandınız mı hiç? ( pardon siz utanan değil, o yabancı eller daha size değmeden tahrik ve tatmin olanlardınız! )

Siz Niye Varsınız?

Sözüm sözle insanlığa gelmeyenlere -ki bu sözler de onlara zerk etmeyecek biliyorum; ama “bir umut” diyorum her defasında. Bir umut!

Belki bizler söyledikçe inanırlar, insafa gelirler, öncelikle içlerindeki kirli oluşumu öldürürler sanıyorum. Hala sanıyorum; Sanıyoruz!

X Tecavüz sırasında yakalandı diye, “yarım kaldı; tam tecavüz sayılmaz” denilerek cezası hafifletilen,

X Tecavüz ettiği kadının “ruh sağlığı bozulmadı” diye ceza indirimi alan,

X Tecavüz sırasında kadın bağırmıyorsa  “ rıza göstermiş sayılır” algısıyla cezasını düşüren,

X Tecavüzden hamile kalıp, “ zaten bakire değildi “ ile suçlanan kadının, bir de “o çocuğun doğma hakkı vardır” denilerek doğuma zorunlu kılması yetmiyormuş gibi, tecavüzcünün kadına ve çocuğa sahip çıkması halinde, cezasının affedilmesi ve zorla evlendirilmesine  götüren yolun açık olmasını atlıyorum!

Bizler; “anası tecavüz ediliyorsa, çocuk neden ölsün; gerekirse devlet bakar; tecavüzcü, kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masumdur" diyen, zihni ve fikri insanlıkla doğmuş ama insafsızlıkla yoğurulmuş vicdansızlar tarafından yönetildiğimiz ve onlar ve onlar gibilerle yaşadığımız sürece daha çok canları yitiririz!

Bir gün kendi isminizi, bir gazete köşesinde, sosyal medya iletilerinde, televizyon kanallarında yankılanmasını ailenizin ve sevdiklerinizin duyup, görmemesi ümidiyle;

Sevginin tükendiği günlerden birinde, günün adının “sevgi” ile başladığı, tuhaf, acı, anlamsız gidişinde,


Gününüz isteyenenize kutlu, isteyeninize mutlu olsun!

2 yorum:

yalcın yanar dedi ki...

Tam yerine oturmuş güzel bir yazı olmuş demek isterdim keşke bu yazdıkların yaşanmasa da bu yazdıkların sadece güzel bir roman yazarının fantastik iyi kurgusu olsa deseydim de bir okur olarak övseydim böyle olaylar oldukca duydukça kendime hep nasıl bir dünyada yaşıyoruz dememek ten alamıyorum kendimi insanları bukadar düşüncesiz düşüncesiz demek az olur insanlıktan nasibini almamış şeyleri yapmalarına hiçbir zaman anlam ve bir düşünce göstermiyorum diyecek çok şey var ama benim iç dünyamda kalsın. Tekrardan böyle bir yazı için emeğine sağlık.

Ayşenur Ülvan dedi ki...

zaman ayırdığın ve duyarlılığın için ben de teşekkür ederim.